Now Playing Tracks

HKP İzmir İl Örgütü Siyonist Canavar İsrail’i protesto etti

Geçtiğimiz günlerde, Siyonist İsrail’in Arap Halklarının kanını emmek için kurulan küçük CIA’sı MOSSAD tarafından tertiplenen, İsrailli üç gencin kaçırılması provokasyonunu bahane ederek Gazze üzerine bombalar yağdırması, çoğunluğu çocuk ve kadınlar olan 500’ün üzerinde masum sivili katletmesi üzerine protesto eylemleri sürüyor.

21 Temmuz Pazartesi günü, HKP İzmir İl Örgütü tarafından Konak YKM Önünde bir protesto eylemi gerçekleştirildi. Eylemde “Siyonist İsrail Filistin’den Defol”, “İsrail ABD’dir”, Emperyalistler Yenilecek Direnen Halklar Kazanacak”, “Kahrolsun ABD-AB Emperyalizmi”, “Yaşasın Halkların Kardeşliği” sloganları atıldı.

Eylemde basın açıklaması yapan HKP İzmir İl Başkanı Av. Tacettin Çolak açıklamasında ABD ve AB Emperyalistlerinin açıktan İsrail’e destek verdiklerine, bunun açıkça AB-D Emperyalistleri tarafından Bekçi Köpeğine verilmiş “saldır” komutu olduğuna değinerek “bu tutum yıllardır bizim alanlarda haykırdığımız ‘İsrail ABD’dir’ sloganının doğrulanmasıdır.”, dedi.

Tayyip Erdoğan’ın “İsrail’le ilişkilerimiz artık normalleşemez” sözünü de değerlendiren Çolak; “Gerçekten ilişkilerimiz normal değil artık İsrail’le. Askeri ve ekonomik alanlarda ilişkilerimiz normalin üç dört katına çıkıyor. Sadece geçen yıl gerçekleşen ticaret 5 milyar dolar düzeyinde. Gazze’yi bombalayan jetlerin yakıtının dolum yeri Türkiye. Gazze’den fırlatılan roketleri haber eden Türkiye’deki üsler. Tayyip doğru söylüyor ilişkilerimiz normal değil, derken. Ve oğul Burak’ın gemiciği mal taşıyor İsrail’e”, diyerek Tayyipgiller’in halklarımıza karşı, İsrail’e karşı “One Minute”, el altından “al gülüm ver gülüm” şeklinde davrandığını belirtti.

Venezuela ve Şili’nin İsrail’e karşı aldıkları tavrı onurlu seslerin yükselmesi olarak niteleyen Çolak Küba eski devlet başkanı Fidel Castro’nun yaptığı “Yüzsüz Provokasyon” başlıklı makaleye de dikkat çekerek; “İsrail Ordusu’nu Hitler’in ordularına benzetirken, Filistin’in İsrail’e karşı mücadelesini 2. Dünya Savaşı sırasında Sovyetler Birliği Ordusu’nun, Kızıl Ordu’nun, Almanya Nazi Ordularına karşı yaptığı Stalingrad savunmasına benzetiyor. O savunmanın ardından gelmişti zafer. O savunmayla birlikte tattı yenilgiyi Hitler Faşizmi. O savunma sonun başlangıcıydı Hitler Faşizmi için. O savunmanın ardından tanışmıştı Dünya Halklarının üçte biri Sosyalizmle”, dedi.

Çolak konuşmasını: “Filistin de kazanacak. Bugün olmazsa yarın. Çünkü haklılar, çünkü direniyorlar, çünkü ölümü göze aldılar. Ve şu bir gerçekliktir ki ölümü göze almış insandan daha tehlikeli bir bomba daha icat edilmedi. Bu bomba patlayacak AB-D Emperyalistlerinin ve Bekçi Köpeği İsrail’in başında. Ölümlerin en şerefsizini tattıkları gün halkların bayram günü olacak”, diyerek sonlandırdı. Eylem yine sloganlar eşliğinde coşkulu bir şekilde sona erdi. 21.07.2014

Halkın Kurtuluş Partisi

İzmir İl Örgütü

DİSK/Nakliyat-İş’ten Filistin Halkına destek eylemi

image

Gazze Katliamı’nı, İsrail Siyonizmini, Emperyalizm ve İşbirlikçilerini Lanetliyoruz Filistin Halkı Yalnız Değildir

Konfederasonumuz DİSK’in almış olduğu karar doğrultusunda “Filistin Halkıyla Dayanışmak” için Sendikamız, Topkapı Nakliyeciler Sitesi’nde bulunan 1000 üyemiz ile işbaşı yapmayarak iş bırakma eylemi gerçekleştirdi.

Nakliyeciler Sitesi’nde üyemiz 1000 işçi sabah işbaşı yapmayarak, site içerisinde bulunan Sendikamızın İstanbul Şubesi önünde toplandı. Saat 10:30’da basın açıklaması yapıldı.

İş bırakma eyleminde, DİSK’in örgütlü olduğu tüm işyerlerinde okunacak basın bildirisi Örgütlenme Daire Başkanı’mız Erdal Kopal tarafından okundu.

Basın açıklamasında Filistin Halkına yönelik saldırılar, İsrail Siyonizmi, emperyalistler ve işbirlikçileri lanetlendi. Filistin Halkının yalnız olmadığı vurgulandı.

Coşkulu ve kitlesel katılımın sağlandığı eylemde İsrail bayrağı yakıldı. “Filistin Halkı Yalnız Değildir”, “Yaşasın Halkların Kardeşliği” “Kahrolsun İsrail Siyonizmi”, “Kahrolsun Emperyalizm” sloganları atıldı.

Eylemde, “Gazze Katliamı’nı, İsrail Siyonizmini, Emperyalizm ve İşbirlikçilerini Lanetliyoruz”, “Filistin Halkı Yalnız Değildir”, “Kahrolsun Emperyalizm, Yaşasın Halkların Kardeşliği”, “Suriye’de Emperyalist Savaşa Hayır”pankartlarını açıldı.

Ayrıca Sendikamızın örgütlü olduğu Araç Muayene İstasyonları, Kocaeli, Gebze, Adapazarı, Zonguldak, Karabük, ve lojisitk işyerlerinde, iş bırakma eylemleri yapılarak DİSK’ in hazırlamış olduğu bildiri okundu.

TÜVTÜRK İstanbul Araç Muayene İstasyonlarında, TÜVSÜD Bursa Araç Muayene İstasyonları, Demtrans Taşımacılıkta, Kocaeli, Adapazarı, Zonguldak, Karabük’te bulunan ambarlarda, sabah iş bırakılarak, işbaşı yapılmayarak bildiriler okundu. 21.07.2014

DİSK/Nakliyat-İş Sendikası

HKP, Filistin Halkıyla dayanışmada

AB-D Emperyalistlerinin petrol için Arap Halkının böğrüne soktuğu kama İsrail yine kan kusturuyor. İnsana dair, insanlığa dair hiçbir değer taşımayan Siyonist İsrail yine zulmediyor, yine göz yaşı döktürüyor.

Bugün Gazze’ye yönelik girişilen hava ve kara harekâtı İsrail’in, sahibi AB-D Emperyalistleri tarafından iyi eğitilmiş bir bekçi köpeği olduğunu ve amaçlarına ulaştığını gösteriyor. Önce İsrailli üç gencin kaçırılma provokasyonu MOSSAD tarafından tertip ediliyor. Dünyanın önüne çekilen bu perdenin arkasında Gazze’ye yönelik operasyon başlıyor. Bu saldırılara karşı koyan Halka terörist muamelesi yapılarak Filistin Halkına karşı katliam meşrulaştırılıyor AB-D Emperyalistleri tarafından. AB-D Emperyalistleri ve bekçi köpeği İsrail, Filistin Halkının boynunu sıktıkça sıkıyor, Halkın can havliyle çıkardığı ses “terörizm” oluyor.
Halkın Kurtuluş Partisi olarak İsrail’i kınamak ve Filistin Halkıyla danışmak için İsrail Konsolosluğu önündeydik. 20 Temmuz günü saat 14.00’da Levent metro durağından konsolosluk önüne bir yürüyüş gerçekleştirdik.
“Filistin Halkı Yalnız Değildir”, “Kahrolsun AB-D Emperyalizmi”, “Kahrolsun Emperyalizm Yaşasın Halkların Kardeşliği”, “Katil ABD Katil İsrail”, “Katiller Döktüğü Kanda Boğulacak” sloganları eşliğinde geldiğimiz konsolosluk önünde polisin engellemesiyle karşılaştık. Engellemeye karşın eylem yapılarak polise tepki gösterilerek sloganlarla katliamcı İsrail ve emperyalistler lanetlendi.
   israil protesto istanbul  HKP İstanbul İl Yöneticisi Halil Arabulan, Siyonist İsrail’i ve polisin tavrını protesto ettiğimizi ve Filistin Halkının yanında olduğumuzu dile getirdi. Bir Arap Yoldaşımız Arapça Filistin Halkının uğradığı katliamı-İsrail’i lanetleyen ve AKP’yi protesto eden bir konuşma yaptı.
Basın açıklamasını yapan İstanbul İl Başkanı’mız Av. Pınar Akbina, Filistin’in mutlaka kazanacağını söyledi. Akbina“Bugün olmazsa yarın. Çünkü haklılar, çünkü direniyorlar, çünkü ölümü göze aldılar. Ve şu bir gerçekliktir ki ölümü göze almış insandan daha tehlikeli bir bomba daha icat edilmedi. Bu bomba patlayacak AB-D Emperyalistlerinin ve Bekçi Köpeği İsrail’in başında. Ölümlerin en şerefsizini tattıkları gün halkların bayram günü olacak” diye konuştu.
Açıklamadan sonra polis, katliamı lanetleyen-teşhir eden dövizlerimizin konsolosluk önüne bırakılmasına engel olmaya çalıştı. Burada da sloganlarla, konuşmalarla tavrımızı ortaya koyarak, polisi ve Tayyipgiller’in iki yüzlü tutumunu teşhir ettik. Ardından yine kortej halinde sloganlarla Levent Metro durağına yürüdük. Eylememizi halkımızın ilgisi ve desteğiyle sonlandırdık.

Şerefsiz Ölüm

AB-D Emperyalistleri ve onların Bekçi Köpeklerini bekleyen sonun adıdır “Şerefsiz Ölüm”. Küba Halkının önderi Fidel, Gazze’de katliam yapan İsrailli askerler için kullanıyor bu nitelemeyi. “İsrail’in çalışkan gençlerini şimdi şerefsiz ölümle yüz yüze bırakıyorlar”, diyor Fidel Yoldaş.

Halklara kan kusturan, zulmeden, gözyaşı döktüren ve insan soyuna en büyük düşmanlığı yapan ABD ve AB Emperyalistlerinin ve bütün Bekçi Köpeklerinin tadacakları ölüm olacaktır Şerefsiz Ölüm.

“Bir yerde hazine gördü mü, onu aşırıp metropolüne taşıyamazsa, ‘Böl ve Güt’ prensibi ile hazinenin yerini yangın yerine çevir”en AB-D Emperyalistlerinin sonu olacaktır Şerefsiz Ölüm.

Petrol için Arap Halkının böğrüne soktuğu kama ile Arap Halkını kanatan, ağlatan ve katliama uğratan AB-D Emperyalistlerine ve Bekçi Köpeklerine yakışandır Şerefsiz Ölüm.

Ama ölümün en şereflisidir emperyalist sömürgenlere karşı direnirken toprağa düşmek. Ölümün en şereflisidir insanlığın kurtuluş mücadelesinde şehit düşmek. Ölümün en şereflisidir Halkların Kurtuluşu için kendi canını hiçe saymak. Bu yüzden ölümsüzdürler, ölümün en şereflisiyle sonsuzluğa uğurlananlar. İnsanlık hiç ama hiç unutmayacak insanlığın kurtuluşu için kendi canını feda eden insanları. İnsanlık hiç ama hiç unutmayacak kendi aşağılık çıkarları için insan canına kıyan, halkları kıran, katleden, insan soyunun en büyük düşmanı AB-D Emperyalistlerini ve onların bekçi köpekliğini yapanları.

AB-D Emperyalistleri, 1948 yılında kurdular Bekçi Köpeğine kulübeyi. Adını da İsrail olarak koydular kulübenin. Temel eğitimden geçirdiler bekçi köpeğini amaçlarına ulaşabilmek için.

Birincil amaçları Bekçi Köpeğinin saldırgan ve koruyucu niteliğinin en üst düzeye ulaştırılmasıydı. Başardılar. İsrail’i her türlü silah ve teçhizatla donatarak dünyanın en güçlü ordularından birini yarattılar. Küçük CIA olan MOSSAD’ı yarattılar. Böylece Bekçi Köpeği, çevresindeki Arap Halklarına özellikle Filistin Halkına karşı saldırgan haline getirildi. Bu saldırganlığıyla AB-D Emperyalistlerine akacak petrolü koruyucu niteliğine de büründürdüler.

İkincil amaçları Bekçi Köpeğinin saldırganlığının denetim altına alınmasıydı. Yani komutla saldırma, komutla saldırıdan cayma alışkanlığının kazandırılması. Başardılar. AB-D Emperyalistlerinin isteği dışına hiç çıkmadı İsrail kurulduğu günden bugüne. Saldır dedi efendileri saldırdı, yeter bu kadar dedi bıraktı.

Üçüncü olarak Bekçi Köpeğinin, yabancıların yaklaşma, dostluk kurma eğilim ve girişimlerini karşılıksız bırakma alışkanlığını kazanmasını amaçladılar. Başardılar. Sahibi AB-D Emperyalistlerinin ve onların onayladıkları dışındaki herkesi düşman belledi İsrail. Filistin Halkına karşı giriştikleri her katliamda dünyanın her yerinden gelen seslere kulaklarını tıkadılar. Barış adına yapılan bütün çağrıları karşılıksız bıraktı bekçi Köpeği İsrail. Efendilerinin sözde “barış”, sözde “ateşkes” çağrılarıyla dünya halklarını aldatmaya, oyalamaya çalışıyorlar; bir taraftan katliamları devam ederken.

Bugün Gazze’ye yönelik girişilen hava ve kara harekâtı İsrail’in, sahibi AB-D Emperyalistleri tarafından iyi eğitilmiş bir bekçi köpeği olduğunu ve amaçlarına ulaştığını göstermektedir. Önce İsrailli üç gencin kaçırılma provokasyonu MOSSAD tarafından tertip ediliyor. Dünyanın önüne çekilen bu perdenin arkasında Gazze’ye yönelik operasyon başlıyor. Bu saldırılara karşı koyan Halka terörist muamelesi yapılarak Filistin Halkına karşı katliam meşrulaştırılıyor AB-D Emperyalistleri tarafından. AB-D Emperyalistleri ve bekçi köpeği İsrail, Filistin Halkının boynunu sıktıkça sıkıyor, Halkın can havliyle çıkardığı ses “terörizm” oluyor. Nasıl bir terörizmse son kara harekâtıyla birlikte ölen Filistinlilerin sayısı 300’leri geçmiş durumda. Obama açıklama yapıyor “İsrail’in kendini savunma hakkı vardır”Merkel açıklama yapıyor “Biz İsrail’in tarafındayız”, diye. Bu açıkça AB-D Emperyalistleri tarafından Bekçi Köpeğine verilmiş “saldır” komutudur. Ve bu tutum yıllardır bizim alanlarda haykırdığımız “İsrail ABD’dir” sloganının doğrulanmasıdır.

AB-D Emperyalistlerinin Suriye’ye yönelik saldırısının nedenlerinden biri daha ortaya çıkıyor Gazze’ye yönelik bu saldırıyla; Ortadoğu’da İsrail’e kafa tutabilen tek güç olan Suriye’yi hareket edemez, sadece kendi topraklarını savunur pozisyonunda tutmak. Yani AB-D Emperyalistleri Bekçi Köpeği İsrail’i salıyor Filistin Halkının üzerine. Bekçi Köpeği İsrail de gereğini yerine getiriyor. İsrailli aşırı sağ kadın milletvekili ve insanlıktan nasipsiz Ayelet Shaked’in, “Hepsi bizim düşmanımız ve onların kanı bizim elimizde olmalı. Bu öldürülen teröristlerin anneleri için de geçerli. Annelerin oğullarının peşinden gitmeleri adil olur. Ölmeliler ve evleri yıkılmalı ki bir daha terörist yetiştiremesinler” söylemine uygun harekâtını sürdürüyor Siyonist İsrail.

Ve Tayyipgilller, ikiyüzlülükte, hırsızlıkta, arsızlıkta, yalanda dolanda, alaverede dalaverede örneğine az rastlanır canlı türü. Sözde kınıyorlar saldırıyı, ama kınamaları sadece nutuk düzeyinde kalıyor. Açıklama yapıyor Tayyip“Bundan sonra bizim İsrail’le ilişkilerimizin normal olması zor”. Gerçekten ilişkilerimiz normal değil artık İsrail’le. Askeri ve ekonomik alanlarda ilişkilerimiz normalin üç dört katına çıkıyor. Sadece geçen yıl gerçekleşen ticaret 5 milyar dolar düzeyinde. Gazze’yi bombalayan jetlerin yakıtının dolum yeri Türkiye. Gazze’den fırlatılan roketleri haber eden Türkiye’deki üsler. Tayyip doğru söylüyor ilişkilerimiz normal değil, derken. Ve oğul Burak’ın gemiciği mal taşıyor İsrail’e. Halklarımıza karşı, İsrail’e karşı “One Minute”, el altından al gülüm ver gülüm. Çocuklar katlediliyor direnişçi olmasınlar diye, kadınlar öldürülüyor yurtseverler yetiştirmesinler diye, evler yıkılıyor yurtseverlere barınak olmasınlar diye; umurunda mı satılıkların, kemik yalayıcıların. Onlar için önemli olan küp doldurmak, dünya menfaati sağlamak.

Onurlu sesler de yükseliyor dünyadan. İşte Chavez Yoldaş’ın ülkesi Venezuela. İsrail Elçisini postaladı ülkesinden.Şili, İsrail’le tüm ilişkilerini kesti. Dünyanın her yerinde halklar yapılan katliama karşı ayakta.

Fidel Yoldaş, “Yüzsüz Provokasyon” başlıklı makalesinde İsrail Ordusu’nu Hitler’in ordularına benzetirken, Filistin’in İsrail’e karşı mücadelesini 2. Dünya Savaşı sırasında Sovyetler Birliği Ordusu’nun, Kızıl Ordu’nun, Almanya Nazi Ordularına karşı yaptığı Stalingrad savunmasına benzetiyor. O savunmanın ardından gelmişti zafer. O savunmayla birlikte tattı yenilgiyi Hitler Faşizmi. O savunma sonun başlangıcıydı Hitler Faşizmi için. O savunmanın ardından tanışmıştı Dünya Halklarının üçte biri Sosyalizmle.

Filistin de kazanacak. Bugün olmazsa yarın. Çünkü haklılar, çünkü direniyorlar, çünkü ölümü göze aldılar. Ve şu bir gerçekliktir ki ölümü göze almış insandan daha tehlikeli bir bomba daha icat edilmedi. Bu bomba patlayacak AB-D Emperyalistlerinin ve Bekçi Köpeği İsrail’in başında. Ölümlerin en şerefsizini tattıkları gün halkların bayram günü olacak. 20.07.2014

Halkın Kurtuluş Partisi

Genel Merkezi

İzmir Duatepe Mahallesi Gecekondu Tüneli’ne direniyor

İzmir’in Konak ilçesinde bulunan ve Duatepe Mahallesi ve halk arasında Beştepeler olarak da adlandırılan çevre mahalleleri, evlerine zarar veren Konak-Yeşildere Tüneli’ne karşı mücadele etmeye devam ediyor. 11 Temmuz Cuma günü Duatepe Mahallesi Muhtarlığı ve Konak Belediyesi tarafından düzenlenen, Konak Belediye Başkanı Sema Pekdaş’ın ve İnşaat Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Ayhan Emekli’nin yanı sıra çok sayıda mimar ve mühendisle çevre halkının yoğun katılım gösterdiği forumda halk arasında “Gecekondu Tüneli” adı verilen tünelin yol açtığı zararlar ve halkın mağduriyeti için neler yapılabileceği tartışıldı.

Forumun açılış konuşmasını Duatepe Mahalle Muhtarı Muharrem Koç yaptı. Konak-Yeşildere Tüneli’nin verdiği zararları ve çözümlerini tartışmak için toplanıldığını söyledi. Mahallenin önemli sorunlarından birinin de çocuklar için hiç oyun alanı bulunmaması olduğunu söyleyen Koç, Sema Pekdaş’a bu konuyla ilgili dilekçesini sundu. Ardından forum moderatörü İnşaat Mühendisi Levent Çelik bir konuşma yaptı. Çelik “2011 yılından beri bu tünel halkın başına bela oldu. Projesi olmadan, zemin etüdü yapılmadan hayata geçirildi. Bu da AKP’nin çılgın projelerinden biridir. Biz evlerin içlerini gezdik, ciddi hasarlar var, bir çok ev boşaltılmış durumda. Diyaliz hastası insanlara evlerinizi boşaltın diyorlar. Esas dertleri mahalle halkını buradan sürmek ve ilerde burayı bir rant kapısı yapmak.  Mahallesini, halkını seven hiç kimse buna müsaade etmemeli. Bu tünelin inşaatında iş güvenliği de yok, bir işçi iş cinayetine kurban gitti. Hasar gören evler gri renkle işaretlenmiş. Bunun amacı ilerde buraları acil kamulaştırma alanı olarak göstererek kamulaştırabilmektir. Mahallemizi korumalıyız. Buraların rant kapısı olmasına izin vermemeliyiz” dedi.

Ardından Konak Belediye Başkanı Sema Pekdaş söz alarak “Barınma en temel insan haklarındandır. Dünyada artık barınma hakkı tartışılmıyor. Elverişli konutta barınma hakkı tartışılıyor. Biz ise elverişliliği bıraktık, sadece barınma hakkımız için bile mücadele vermek zorunda kalıyoruz. Ulaşımı rahatlatmak için yol, tünel yapılır. Ama yapılmadan önce çevreye zararı var mıdır diye araştırılır, zemin etüdü yapılır. Yollar, tüneller yapılırken ÇED raporu alınmalı, halkın fikri alınmalı. Şehir planlaması yetkisi Belediyede olmasına rağmen bizim bile görüşümüz alınmadı, belediyenin yetkisini bakanlık kullandı. Hiçbir önlem alınmadan ben kazmaya başladım, insanlar da başının çaresine baksın, dediler. 400 lira kira bedeli veriyorlar; bu insanlarla dalga geçmektir. Madem tünel yapılıyor, öncelikle burada yaşayan insanların barınma hakkı düşünülmelidir. Biz bunları söyleyince istemezükçü oluyoruz. Ama hayır biz insanca yaşamayı istiyoruz. Rant için İzmir’in en güzel yerlerinde böyle hoyratça karar alınmasına karşıyız. Kimse sizin için mücadele etmez. Hep birlikte olmalısınız, biz de hep yanınızdayız”, dedi.

Ardından mahallelilerden Gürcan Dalıcı söz aldı. “Tünel başladıktan 5 ay sonra zemin etüdü yapmaya başladılar ve mahalleyi bu hale getirdiler. Altında kaya kütleleri olan yerlerde bile sağlam evler yıkılıyor. Sadece tünelin geçtiği yer risk altında değil, bu mahalleyi komple 3 kuruşa peşkeş çekecekler. Badem bıyıklıları buralara dolduracaklar. Bununla mücadele etmek için ben somut bir öneri yapıyorum. Tüzel kişilik olmamız gerekiyor. Bütün mahallelerden buraya gelenler var. Bir dernek kuracağız, dernek çatısı altında mücadele edeceğiz. Eşrefpaşalıyız, bizde geri vites hiç olmadı, olmayacak. Karayollarının karşısına aslanlar gibi dikilecek, mücadele edeceğiz. Önce bizim evlerimizi sağlamlaştırsınlar, gereken tedbirleri alsınlar sonra ne yapıyorlarsa yapsınlar”, dedi.

İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Ayhan Emekli de “Devlet bu tüneli kaçak yapıyor. Önce yapıp sonra kılıfına uydurmaya çalışıyor. Ama olmuyor, işte evlerin çoğunda hasarlar var. Burası yeni bir Sulukule olmasın. Bunun için sizlerin bir araya gelmeniz gerekli. Sorun ortak, çözümü de ortak olacak, tek başına kimse kurtulamaz. Yapılması gereken, can güvenliğini tehdit ettiği için tünelin yapımının durdurulmasıdır. Burada gerekli önlemler alındıktan sonra yapılacaksa yapılır. Aslında bizce İzmir için gerekli bir tünel de değil bu. İzmir’in bu tünele ihtiyacı yok, boşuna kaynak masrafı ve mahallelere, halka da zarar veriyor. Ama amaç ulaşımı rahatlatmak değil, sizleri buradan gönderip mahalleyi boşaltmak ve rant kapısı haline getirmek. Sulukule’de devlet 30 bine aldığı evleri 1 milyona sattı. Mahalle halkı adeta sürüldü oradan. Burada da bunu yapmak istiyorlar”, dedi.

Ardından çevre mahallelerden gelen vatandaşlar söz alarak yaşadıklarını, sorunlarını dile getirdi. Evleri boşaltılan, hasar gören ve boşaltmaları söylenen mahalleliler evlerine, mahallelerine sahip çıkacaklarını, mücadele edeceklerini söylediler.

Forum mahallelilerin dernek kurulması için yapılacak çalışmaları başlatma ve bir an önce derneğin kuruluşunu tamamlayıp gerekli mücadeleyi örgütlü bir şekilde verme kararıyla sonlandırıldı.

İzmir’den Kurtuluş Partililer

Konak Tüneli inşaatı Damlacık’ta Tarihi dokuyu yok ediyor

İzmir’in en eski yerleşim birimlerinden olan Damlacık Mahallesi, tarihi binaları, camisi, kemeriyle korunması gereken yerleşim alanı ilan edilmesi gerekirken devlet, “acil kamulaştırma” kararı alarak evleri yıkmaya hazırlanıyor.

İzmir’de 2011 yılında yangından mal kaçırırcasına seçim öncesi, hiçbir altyapı çalışması yapılmadan, ortada zemin etüdü olmadan, biz yaptık oldu mantığıyla ihaleye çıkarılarak kazılmaya başlanan Konak Tüneli’ne halkımız “Gecekondu Tüneli” derse suç mu olur?

Konak Bahri Baba Parkı, Varyant’ın başından başlayarak Yeşildere Caddesi’nin üstüne Kurtuluş Savaşı yıllarındaki ismiyle Cephanelik denen bölgeye kadar uzanan tünelin geçtiği alan üzerindeki mahalleler tehlike altındadır. Bunu daha tünel başlamadan önce başta İnşaat Mühendisleri Odası olmak üzere, meslek odaları Teknik açıdan yapımına karşı çıkmışlardır. Çeşme-İzmir Otoyolu’nun devamı olarak düşünülen projeye göre bin altı yüz yetmiş dört metrelik tünel gidiş ve geliş olmak üzere iki şeritli olması trafik açısından rahatlama değil Konak’ta yığılmayı getirecek, altından geçtiği mahallelere zarar verecektir. Çünkü Zemin etüt raporu alınmadan ihaleye çıkarılan bu tünel gerçekten halka zararlı bir “ÇILGIN PROJEDİR”.

Beştepeler, Eşrefpaşa ve Damlacık mahallerinden geçmesi için çalışılan Konak Tüneli yapılmaya başladığından bu yana Yeşildere tarafında Beştepeler diye bilinen bölgede yoksul halkımızın kendi gücüyle yaptırdığı ve oturmakta olduğu evlerde çatlamalara neden olmuştur. Çatlak evlerde küçük tamiratlarla halkımız güvencesiz bir şekilde oturmaktadır.

Konak Tüneli yapımı ilerledikçe çatlamalar yoğunlaşmış, bazı evler oturulamaz hale gelmiş, Karayolları Bölge Müdürlüğü, imalatı yapan şirket aracılığı ile evleri boşaltmak istemiştir. Dört yüz lira kira yardımı sözü ile başlanan boşaltma işleminde karşı çıkanlara sonradan bin lira nakliye parası teklif edilmeye başlanmıştır.

Bu bölgedeki evler genelde tapusuz, kaçak yapılardır. Dar gelirli insanlar evden çıktıklarında tutacakları evin kirasını verilen kira parası karşılamamaktadır.

Damlacık Mahallesindeki evler Osmanlı döneminden kalma kısmen tapulu eski evlerdir. Mahalle deniz manzaralı, Arkeoloji Müzesine yakın, İzmir’in simgesi Varyant’ın sınırında tarihi dokusuyla korunması gereken bir yerleşim birimidir.

Damlacık Mahallesi İzmir’in işgaline karşı mitinglerin yapıldığı bölgenin yanındadır. Yani emperyalist işgale direnen insanların yoğun olarak yaşadığı bölgededir.

Damlacık Mahallesi Spor Kulübü Amatör sporda yetiştirdiği sporcularla ün yapmıştır. Futbolun “Taçsız Kral” olarak isimlendirdiği Metin Oktay, Damlacık’ta yetişmiştir.    Damlacık Camisi’nin altında Antik çağdan kalma eserler vardır. Buradaki binalar yıkıldıkça tarihi kalıntılar çıkacaktır. Sit alanında olduğu için evlerde inşaat yapılmasına izin verilmemektedir.

Damlacık’ta oturan insanların kültüründe yardımlaşma, dayanışma ve birlikte yaşama vardır. Damlacık insanları evlerinden çıkmak istemiyor. Damlacık halkını evden çıkarmak, onları bu mahalleden sürmek, onları yeni bir yaşam ile karşı karşıya bırakmak demektir.

Damlacık halkı, Sit alanında olduğu için evlerine çivi dahi çakamamaktan rahatsızdır. Ancak denetimli olarak tadilat ruhsatıyla inşaat yapılmasına Belediyeden izin verilmesini istemektedir. Bu bölge 2 kat inşat yapmaya uygundur.

Yapılması gereken tek çözüm; Tarihi dokuyu koruyarak bu binaların Belediye ve Mimarlar Odasının işbirliğiyle restore edilmesi, konutların güvenli yapı haline getirilerek korunması, bölgeye dönük yapılacak yatırımların halkın rızası alınarak, gerekirse halk oylaması yapılarak yapılması, yatırımlardan elde edilecek kârlara o binalarda oturanların ortak edilmesi olacaktır. Damlacık Mahallesi halkı mahallesine sahip çıkacaktır.

Beştepeler mahallelerinde yaşayan halka gelince binalarda oturan halka uygun fiyatla ya da bedelsiz olarak tapuları verilmelidir. Dar gelirli halk Beştepeler’den sürülemez. Bu bölgede kent yenilenme çalışmaları Büyükşehir Belediyesi denetiminde yapılmalı, rantçılara peşkeş çekilmesine izin verilmemelidir.

Kentsel yenilenmede yeşil doku, okul ve sağlık binaları korunmalı, spor alanları bırakılmalı, halkın onayladığı bir proje yaşama geçirilmelidir. Beştepeler halkının burada oturmaları olmazsa olmaz öncelikleri olmalıdır.

Beştepeler ve Damlacık mahallelerinde hasar gören binalar tek tek saptanmalı, Karayolları Bölge Müdürlüğü hak sahiplerine tapulu, tapusuz ayrımı yapmadan tazminat ödemelidir. Binalar fen ve sanat kurallarına uygun olarak meslek odalarının denetiminde onarım gerekiyorsa onarımı yapılmalı, yıkılıp yeniden yapılması gerekiyorsa maliyetine ne olursa olsun bedeli Karayolları Bölge Müdürlüğünce karşılanmalıdır.

Beştepeler ve Damlacık Mahalle halkı “sağlıklı konut ve barınma hakkı” için bir araya gelmeli, örgütlenmelidir. Meslek odaları ve Baro bu konuda duyarlı olmalı, halkın sorunlarına sahip çıkmalıdır.

İlçe Belediyelerinin bu bölgelere dönük çalışmaları varsa an geçirmeksizin açıklık politikasıyla halkla paylaşılmalı, halka sürekli bilgi verilmeli, yaşayanların görüş ve önerileri dikkate alınmalıdır.

Bu konuda gereken yapılacak, Beştepeler ve Damlacık halkının yanında olunacaktır. Halk için Halkla beraber kararverilecektir. 05.07.2014

Mücadeleleri Mücadelemizdir!

Tarihimize Sahip Çıkalım, Damlacık ve Beştepeler’i koruyalım!

İzmir’den Kurtuluş Partililer

Beştepeler Halkının  Konak Tüneline karşı mücadelesinde yeni aşama: Dernek kuruldu

Konak- Yeşildere Tüneli’nin, geçeceği yerleşim birimlerinde yapılara verdiği zararlar halkın tepkisini çekmeye  devam ediyor.  Karayolları Bölge Müdürlüğünün  vurdumduymazlığı, düşük kira yardımı ile evlerin boşaltılmasını istemesi Damlacık ve Beştepeler halkı başta olmak üzere mağdur olan tüm halkı  çileden çıkardı. Damlacık’ta başlayan halk forumunda söz alan Beştepeli Halkından Gürcan Dalıcı Konak Tüneli’ni gecekondu tüneli olarak niteleyerek, Beştepeler’de mekanlara verilen zararları anlatarak Beştepeler’de de forum düzenlenerek halkın örgütlenmesinin sağlanması gerektiğini söylemişti.

Beştepeler diye bilinen bölgeden Duatepe Mahallesi’nde, Duatepe Mahallesi Muhtarının yol açıcılığı ve Konak Belediye Başkanı’nın desteğiyle 11 Temmuz 2014 Cuma günü saat 21.00 de Duatepe’de Halk Forumu düzenlendi.  Forum öncesi afişleme yapılarak ve evler dolaşılarak, sesli anons yapılarak Beştepeler halkı foruma davet edildi.

Forumda Konak Tüneli’nin olumsuz etkileri ile ilgili sinevizyon gösteriminden sonra  Duatepe Mahallesi Muhtarı Muharrem Koç açılış konuşmasında, Mahallede boşaltılan evleri, oluşan hasarları anlatarak mahallenin sorunlarıyla ilgili hazırladığı yazıyı  Konak Belediye Başkanı Sema Pektaş’a verdi.

Forumun moderatörü  olan  İnşaat Mühendisi Levent Çelik  yaptığı konuşmada, Konak Tüneli’nin oldubittiye  getirildiğini,  projesi olmadan ve zemin etüdü yapılmadan  seçim öncesi yapılmaya başlandığını, Damlacık ve Beştepeler’de binaların hasar gördüğünü, yolların delindiğini, evlerin boşaltıldığını, kira yardımı diye 400 TL verildiğini, bir yıl sonra boşaltılan evlerin  durumunun ne olacağının belirgin olmadığını, böbrek hastası olan aileye bile evinizi boşaltın dendiğini, bunun halka işkence olduğunu söyleyerek,  tapulu tapusuz evlerde yaşayan dar gelirli halkın mağdur olduğunu belirterek, Beştepeler halkını  Barınma Hakkı  için örgütlenmeye ve mücadele etmeye davet etti.

Konak Belediye Başkanı Sema Pektaş yaptığı konuşmada, Konak Tüneli’nin halka zarar verdiğini, durdurulması ve evlerle ilgili önlemlerin alınması gerektiğini,  güvenilir konutlarda barınma hakkının bir insan hakkı olduğunu  söyleyerek halkın yanında olduklarını, halkın kendi gücüne güvenerek mücadele etmesi gerektiğini, Konak Tüneli’nin üstündeki sınırları kamulaştırma sınırı ilan ettiğini, bunun çok tehlikeli olduğunu, kamu yararı denerek evlerin boşaltılmak istendiğini, bu konuda mücadele edilmesi gerektiğini söyledi.

Halkımızın mahallenin sorunlarıyla ilgili görüşlerini belirttiği forumda söz alan Gürcan Dalıcı “Beştepeler halkında geri vites yoktur. Biz evlerinize sahip çıkacağız”, dedi. Dalıcı, meslek odalarının kendilerini desteklediğini, Konak Tüneli’ne karşı  örgütlenmemiz, bir araya gelmemiz gerektiğini, örgütlenme çalışmasının başladığını, dernek kuruculuğu için halkın kendisiyle temasa geçmesini ve zaman geçirmeksizin derneğin kurulacağını ve tüzel kişilikle mücadele edileceğini söyledi.

Halkımız haklı olarak durumlarının ne olacağını, yasal haklarının ne olduğunu sorarak, Karayolları Bölge Müdürü, bu projeyi yapanlar nerede, neden buraya gelip hesap vermiyorlar diyerek tepkilerini dile getirdiler.  Evlerinin Nazilerin yaptığı gibi işaretlendiğini, evlerin duvarlarının ayrılmaya başladığını ama oturmak zorunda olduklarını, çıkarlarsa gidecek yerlerinin olmadığını, verilen para ile başka yerde ev bulamayacaklarını, bu nedenle evlerini boşaltmayacaklarını söylediler.

İnşaat Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı  Ayhan Emekli, Konak Tüneli’nin kaçak bir yapı olduğunu, projesiz ve zemin etütsüz bir projenin olamayacağını, heyelan bölgesinde yapılan tünelin önlemler alınmadığından binalara zarar verdiğini, tünelin durdurularak binaların sağlamlaştırılması gerektiğini,  kamulaştırma yoluyla gitmenizi sağlayıp buraları ranta açmak istediklerini, halkın bir araya gelerek mücadele etmekten başka bir çözümün olmadığını söyledi.

İzmir Direniyor bayraklarıyla  foruma katılan gençler  Beştepeler halkının yanında olduğunu gösterdi.

Forumdan çıkan sonuç halkın örgütlenerek dernek kurmak ve kaçak tünele karşı  birlikte mücadele etmek konusunda kararlı davranması gerekliliğidir.

Yoğun bir hafta sonu geçiren Beştepeler Halkı gerekli belgeleri düzenleyerek  kuruculukları tamamladı.  Resmen dernek kuruldu. Dernek başkanlığını Gürcan Dalıcı üstlendi.

15 Temmuz 2014 Salı akşamı Güzelyalı Halk Forumunun düzenlediği  Konak Tüneli ve Damlacık Mahallesi  konulu foruma katılan Beştepeler halkından bir grup  adına Gürcan Dalıcı söz alarak “Beştepeler Halkı Duatepe’de düzenlenen halk forumunda  Cuma günü dernekleşme kararı almıştı .  Beştepelilerde  geri vites olmaz. Bu gün Yeşildere- Konak Tüneli Mağdurları Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’ni kurduk. Bundan sonraki mücadelemiz dernekle sürecek.”, dedi.  Güzelyalı  Halk Forumu’na katılan halk alkışlarla  Beştepeler halkının dernekleşmesine destek verdi.

Biz de Konak Tüneli’ne karşı kararlı bir şekilde mücadele veren, kamuoyu oluşturan  Beştepeler halkının dernek kuruluşunu selamlıyor ve mücadeleniz mücadelemizdir, diyoruz.

Bu ucube kaçak tünele karşı verilen mücadele “SAĞLIKLI VE GÜVENİLİR KONUTLARDA BARINMA HAKKI” mücadelesidir. Kazanılacaktır.  Halkımız duyarlıdır. Bunun bir yaşam hakkı olduğunun bilincindedir. Beştepeler ve Damlacık halkının onurlu mücadelesi ben yaptım oldu diyen anlayışa ve kamusal yararı olmayan yatırımlara karşı bir mücadele olacaktır. 16.07.2014

  İzmir’den Kurtuluş Partililer

Kayseri’de Ali İsmail’in katillerinin peşini bırakmadık

Gezi Direnişi sırasında Eskişehir’de, insanlıkla uzaktan yakından alakası olmayan canilerce katledilen Ali İsmail Korkmaz’ın katillerinin yargılandığı davanın 3. duruşması 14 Temmuz’da Kayseri’de gerçekleştirildi.
Diğer duruşmalarda olduğu gibi, Ali İsmail’in arkadaşları, siyasi partiler ve demokratik halk örgütleri sabah saatlerinden itibaren adliye önünde toplanmaya başladılar. Duruşma otopsi raporunun okunmasıyla başladı. Otopsi raporu okunurken fenalaşan Emel Ana duruşma salonundan ayrılarak adliye bahçesine çıktı. Burada “Ben bu ülkede adalet olduğuna inanmıyorum. Sizlerin sayesinde gerçek adalet yerini bulacak”, diyerek bahçede bekleyen Ali İsmail’in arkadaşlarına seslendi. Adliye bahçesinde toplananlar ise, Ali İsmail’in ailesinin yalnız olmadığını, Ali İsmail’in katillerinden hesap sorulacağını haykırdılar. Daha sonra Emel ana duruşma salonuna geri döndü. Burada bekleyen kitle ise sık sık “Anaların öfkesi katilleri boğacak” sloganını attılar.

Duruşma saat 15.30 civarında son buldu ve 9 Ekim’e ertelendi. Duruşma bittikten sonra Ali İsmail’in ailesi ve Gezi Direnişi’nde hayatını kaybeden diğer Gezi Şehitlerinin aileleri dışarıda bekleyen kitlenin yanına gelerek burada kısa konuşmalar yaptılar. Emel Ana “Ali’min katillerini savunan avukatlarda vicdan yok mu, görüntüler ortada, nasıl savunurlar katilleri!”,diyerek katil avukatlarının gerçek adaleti savunmadıklarını dile getirdi.

Katillerin peşini bırakmayacaklarını söyleyen aileler ve kitle 9 Ekim’de yeniden buluşacaklarını söyleyerek alandan ayrıldılar.

Biz Kurtuluş Partililer de Gezi Şehitlerimizin katillerinin yargılandığı diğer tüm duruşmalarda olduğu gibi şehitlerimizin ailelerini yalnız bırakmadık, katillerin peşini bırakmadık.
15.07.2014

Kayseri’den Kurtuluş Partililer

Kurtuluş Partililer dört bir tarafta Katil İsrail’i protesto etti

israil ist
İstanbul’dan Kurtuluş Partililer Haykırdı: Katil Siyonist Canavarlar, döktüğünüz kanda boğulacaksınız!

Siyonist İsrail’in Filistin halkına yönelik başlattığı imha harekatına bir tepki de İstanbul’dan geldi. İstanbul’dan Kurtuluş Partililer olarak 13 Temmuz günü Galatasaray Lisesi önünde bir basın açıklaması gerçekleştirdik, Katil İsrail’in hedef adlığı Filistin Halkının yalnız olmadığını haykırdık.

Saat 14.00’da başlayan basın açıklamamızı HKP İstanbul İl Başkanı Av. Pınar Akbina Yoldaş gerçekleştirdi. Pınar Yoldaş; İsrail’in, Emperyalistler tarafından Ortadoğu’nun bağrına bir hançer gibi saplandığını ifade ettiği açıklamada, Siyonist İsrail’in bu katliamlarına ABD Emperyalistlerinin destek verdiğini, Ortadoğu’daki işbirlikçi Arap devletlerinden birkaç cılız açıklama dışında hiçbir somut adım gelmediğini dile getirdi.

Yoldaşımız ayrıca “Davos Fatihi” Tayyip ve Tayyipgiller tarafından da İsrail’e yönelik bir adım atılmadığını çünkü hem Tayyipgiller’in hem de Siyonist İsrail’in gerçek sahibinin Başhaydut ABD Emperyalistleri olduğunu ifade etti.

İstiklal Caddesi üzerinden geçmekte olan halkımızın yoğun ilgi gösterdiği, durup dinlediği açıklamamızda sık sık “Katil İsrail Hesap Verecek”“Filistin Halkı Yalnız Değildir”“Zafer Direnen Halkların Olacak”“Kahrolsun AB-D Emperyalizmi”, “Gün Gelecek Devran Dönecek ABD Halklara Hesap Verecek”“Katil ABD Ortadoğu’dan Defol”,“Davamız Halkların Kurtuluş Davasıdır” sloganları atıldı.

İstanbul’dan Kurtuluş Partililer

***

Katil, Siyonist, Amerikan köpeği İsrail’e Filistin halkının öfkesiyle haykırdık:

ankara israil

KATİL DEFOL!!

12.07.2014 günü saat 14.00’da İsrail Büyükelçiliğine doğru  yürüyüşe geçtik. Sessiz sedasız değil tabiî ki. “Katil İsrail Filistin’den Defol”, “Tanka Karşı Taş Özgür Filistin Kazanacak, “Katil İsrail Halka Hesap Verecek”, “Direnen Halklar Kazanacak”, “Kahrolsun ABD-AB Emperyalizmi” sloganlarımız yankılandı. Bizi telaşlı şekilde yerli satılmışların itleri karşıladı.

Halkın Kurtuluş Partisi adına Sait Kıran yoldaş basın açıklamasını okudu. Büyükelçilik çevresinde oturan halkımız da “şerefsiz İsrail” diyerek bize destek verdi.

İsrail’in Ortadoğu’da Amerika’nın taşeronluğunu yaptığını, Tayipgiller’in de göstermelik tepkiler koyduğunu, fakat uçak yakıtı da dahil olmak üzere İsrail’e tüm desteğini gösterdiğini anlattık. Tayyipgiller’in Müslüman geçindiğini fakat Suriye örneğinde olduğu gibi Müslüman kanı içmekten geri kalmadığını defaetle haykırdık.

ABD=İSRAİL!

AND OLSUN Kİ CANAVARLIKLARINIZIN HESABINI SORACAĞIZ!

Ankara’dan Kurtuluş Partililer

***

İsrail’in Filistin halkına yönelik katliamları HKP tarafından Bursa’da da protesto edildi

israil bursa
Siyonist İsrail’in Filistin halkına yönelik başlattığı katliamlar HKP Bursa İl Örgütü tarafından protesto edildi. 10 Temmuz 2014 günü saat 19.30’da Bursa Kent Meydanı’nda yapılan basın açıklamasını HKP İl Başkanı Av. Halil Ağırgöl okudu.

Ağırgöl açıklamasında “İsrail, günlerdir devam eden saldırılarıyla Gazze’ye ölüm yağdırmaya devam ediyor. Uluslararası sözleşmelere göre yasaklanmış fosfor, misket ve uranyum bombaları da kullanılarak kadın, çocuk, hasta demeden Filistinliler katlediliyor. Basın kaynaklarının verdikleri bilgilere göre yüzlerce Filistinli yaşamını yitirmiş durumunda. İsrail’in görevi bölgede ABD’ye ve diğer emperyalistlere hizmet etmektir. Ortadoğu’nun siyah altınını yani Petrolünün Batılı Emperyalistlerce sömürülmesine gözcülük, bekçi köpekliği yapmaktır. Zaten 60 yıl önce İsrail bu amaç için kurulmuş kukla bir devlettir. Bu hayâsızca sömürüye karşı olan Arap halkı olursa onun tepesine bu gün ve geçmişte pek çok defa yaptığı gibi füze, bomba ve kurşun yağdırmaktır. Bunun için Suriye ve Irak Ortaçağcı gerici güçlere işgal ettirilirken Filistin’e de İsrail saldırtılırmıştır”, diyerek Bursa halkını Filistin halkına yapılan katliamlara karşı duyarlı olmaya davet etti.

Basın açıklamasında sık sık “Katil İsrail Filistin’den Defol”, “Filistin Halkı Yalnız Değildir”“Gün Gelecek Devran Dönecek Katiller Halka Hesap Verecek” sloganları atıldı.

Bursa’dan

Kurtuluş Partililer

***

12 Temmuz saat 18.00’de Karşıyaka İzban önünde toplanan İzmirli Kurtuluş Partililer, Karşıyaka iskele önüne kadar yürüyerek burada İsrail’in Gazze saldırısını ve katliamlarını protesto eden basın açıklamasını yaptılar. Halkın Kurtuluş Partisi İzmir İl Sekreteri Müh. Levent Çelik tarafından okunan basın açıklamasında Siyonist israil izm
İsrail’in kadın, çocuk, erkek ayrımı yapmadan tüm sivilleri hedef aldığı, bu insanlık suçunun sadece İsrail’e ait olmayıp AB-D Emperyalizminin de eşit derecede suçlu olduğu vurgulandı. “Katil AB-D Ortadoğu’dan Defol”“Kahrolsun Siyonizm, Yaşasın Halkların Kardeşliği” sloganlarının atıldığı basın açıklaması halkımız tarafından ilgiyle dinlendi.

İzmir’den Kurtuluş Partililer

***

Siyonist İsrail döktüğün kanda boğulacaksın

konya res

Kurulduğu günden bu yana mazlum Filistin Halkını katletmeyi kendisine en önemli misyon olarak belirleyen Siyonist İsrail, katliamlarına ara vermeksizin devam ediyor. Ramazan ayında hafta başından beri Filistinlileri kan ve gözyaşına boğuyorlar. Dört gün önce Siyonist Canavar, Gazze’ye yönelik gerçekleştirdiği saldırıda 3’ü çocuk olmak üzere en az 16 masum Filistinlinin canına kıydı. Bu saldırıda yine aralarında çok sayıda kadın ve çocuğun da bulunduğu 70 civarında masum Filistinli de yaralandı.

Bizde Konya’daki Kurtuluş Partililer olarak Alâeddin Meydanı’nda katliamı protesto etmek ve mazlum Filistin halkının yayında olduğumuzu göstermek için saat 13.30’da basın açıklaması gerçekleştirdik.

Basın açıklamasını İl Yöneticimiz Gökhan Kuşçu okudu. Kuşçu, ABD Emperyalizminin Arap halkları üzerinde bir kama olduğunu, İsrail diye bir devletin varlığını tanımadığımızı dile getirdi. Yoldaşımız şöyle devam etti, “Ya Ortadoğu’daki Amerikan işbirlikçisi devletlere ne demeli? Dostlar alışverişte görsün kabilinden yapılan birkaç cılız açıklamanın ötesinde canavarın bu katliamlarını durduracak girişimlerde bulunuyor mu hiçbiri?

Ya bizim Davos Fatihi’ne ne demeli? Cumhurbaşkanlığı seçimleri dolayısıyla yaptığı konuşmalarda mecburen höykürdüğü birkaç şey dışında bir adım atabiliyor mu? Atamıyor, atamaz da. ‘İsrail bir devlet değil, Müslümanları katletmek üzere Ortadoğu’ya emperyalistler tarafından yerleştirilmiş bir katliam makinesidir. Biz bu canavarı devlet olarak tanımıyoruz ve tüm ilişkilerimizi kesiyoruz’, diyemez. Çünkü Siyonist İsrail’in de Tayyipgiller’in de sahibi Başhaydut ABD Emperyalistleridir. Her ikisi de bölgede ABD Emperyalistlerinin çıkarlarını korumak üzere görevlendirilmiştir.

Bu katliamlara yönelik gerçek tepkiyi, yine böyle bir alçakça saldırıdan sonra İsrail büyükelçisini ülkesi Venezuela’dan def eden ve 2007 yılında gerçekleşen bu katliam üzerine ‘Eğer dünyanın biraz vicdanı varsa, İsrail Başbakanı ve Bush, uluslararası mahkemenin karşısına çıkarılmalıdır’, diyen Ölümsüz Devrimci Chavez gibi yiğit önderler gösterebilir. ABD Emperyalistleri tarafından ne kadar korunurlarsa korunsunlar, ne kadar gelişmiş savaş araçlarına sahip olurlarsa olsunlar, Siyonist Canavar destansı intifadaların vatanı Filistin’i teslim alamayacak. tanklara karşı taşlarla savaşan “Taş Generaller” buna izin vermeyecek. Daha adil, daha yaşanılır bir dünya için mücadele eden dünya halkları, dünya devrimcileri buna izin vermeyecek. Ve zafer eninde sonunda mazlum dünya halklarının olacaktır”,diyerek sözlerini sonlandırdı.

Basın açıklamasını havanın sıcak olmasına rağmen Konya halkı ilgiyle izledi. Konuşmacının sözleri sık sık “Katil AB-D Ortadoğu’dan defol”, “ Filistin Halkı yalnız değildir””İsrail ABD dir” sloganlarla kesildi.

Nakliyat-İş’ten: PTT Kargo ve Dağıtım işçileri iş bırakma ve oturma eylemi yaptılar

PTT KARGO VE DAĞITIMDA ÇALIŞAN SENDİKAMIZ ÜYESİ İŞÇİLER ÖDENMEYEN MAAŞLARI İÇİN DİRENİŞE GEÇEREK İŞ BIRAKMA VE OTURMA EYLEMİ YAPTILAR

Gebze, Dilovası, Körfez, Darıca, Kartepe, Gölcük ve İzmit PTT’de posta dağıtım ve kargo işinde çalışanlar maaşlarının zamanında ödenmemesi nedeni ile bu sabah (14.07.2014 Pazartesi) iş bıraktılar.

Her ay aynı sorunu yaşayan işçiler bu duruma isyan ederek maaşlarının bir an önce hesaplarına yatırılmasını ve bundan sonra da ödemelerin aksatılmaması için Kandıra PTT Posta Toplama ve Dağıtım Merkezi’nin önünde toplanarak, 3-4 Km yol yürüyerek İzmit Merkez PTT önüne geldiler. Yürüyüş sırasında sık sık “Taşeron İşçisi Köle Değildir”, “Bu Daha Başlangıç Mücadeleye Devam”, “Direne Direne Kazanacağız” sloganları atan 150 den fazla işçi  “PTT’DE TAŞERON CEHENNEMINE SON- MAAŞLARIMIZ ÖDENSIN – DİSK/NAKLİYAT-İŞ” pankartını taşıdılar.

İzmit Merkez PTT önünde Sendikamız Örgütlenme Daire Başkanı Erdal Kopal bir basın açıklaması yaptı. Kopal yaptığı açıklamada işverenin tamamen keyfi ve hukuksuz davrandığını, işverenin işçilerin maaşlarını zamanı geldiğinde ödememek gibi bir hakkının olmadığını, bu durumun çalışanları mağdur ettiğini belirtti. Taşeron işçilerinin kölelik şartlarında çalıştırıldığını, buna da artık işçilerin isyan ettiğini belirten Kopal, haklarını sonuna kadar savunacaklarını ve mücadele edeceklerini belirterek Nakliyat-İş Sendikası’nın PTT Taşeronlarındaki örgütlenmesinin tüm yurtta devam ettiğini ve çalışanları bir kez daha üye olmaya ve örgütlenmeye davet ettiğinibelirterek konuşmasını bitirdi.

Konuşmanın ardından oturma eylemi yapan işçiler patronun bu tutumunu bir kez daha toplu bir şekilde sloganlar ve ıslıklarla protesto ettiler. Bir süre oturma eylemi yapan üyelerimiz  sendikalı ve örgütlü olmanın getirdiği birlik ve beraberlik gücünü üretimden gelen güçleri ile birleştirerek direnmeyi seçtiklerini, bundan sonra  haklarını sonuna kadar arayacaklarını belirterek maaşlarının ödenmemesi durumunda eylemlerinin ve mücadelenin devam edeceğini belirterek dağıldılar.    
14.07.2014

Nakliyat-İş Sendikası

Genel Merkezi 

Hikmet Kıvılcımlı - Filistin olayının düşündürdükleri

Sosyalist - 5 Ocak 1971

Filistin: Kaynayan Petrol  Kazanı

Dünya her zamankinden çok ve aşırıca “Bir Tek Dünya”dır. En belirsiz noktasında bir sivilce, Dünyanın büyük hastalığına bağlıdır… “Filistin” meselesi o sivilcelerden kançıbanı  olanı, Yakındoğu’yu yangına verenidir.

YAKINDOĞU-TÜRKİYE

Türkiye Yakındoğu’dan bir parçadır. Aslına bakılırsa Yakındoğu demek: Türkiye  demektir. Dünkü Türkiye (Osmanlı İmparatorluğu) bügünkü Yakındoğu dedikleri şeydir. Bugünkü Yakındoğu, dünkü Türkiye Tespihinin ipini koparmış taneleridir. Tarihçedurum budur.

YAKINDOĞU-PETROL

Ekonomice Yakındoğu: Petrol demektir. İran’dan Cezayir’e, Fas’a dek uzanan dünkü Türkiye toprakları altında, kim derdi ki, yeryüzünün damarlarında dolaşacak eşsiz kan: Petrol yatıyormuş.. Düne dek Türkiye, Batı-Kapitalizminin Uzak Ana Sömürgeler yolu üzerinde bir köprü-engeldi. Emperyalizm, Türkiye’yi, muazzam Arap dünyasından koparıp, şimdiki Cumhuriyet yol kıyısına iteleyip dondurdu… Bir de bakıldı ki, Türkiye’nin atıldığı yerler petrol hazinesidir.

Emperyalizm bir yerde hazine gördü mü, onu aşırıp metropoluna taşıyamazsa, “Böl ve Güt”prensibi ile hazinenin yerini yangın yerine çevirir. Emperyalizm Uzakdoğu’da ağzının payını aldı. ÇinKızıl Ejderha oldu. Emperyalizm nereye el atsa (Kore’de, Vietnam’da) başı belaya giriyor. Koca Hindistan’ı kasap çengelindeki et gibi kıydı. Pakistan parçasını bir çeşit Yakındoğulaştırdı.Latin Amerika ve Zenci Afrika için için tutuşurken, Emperyalizm var gücünü (NATO’sunu ve 6. Filo’sunu) Yakındoğu’ya verdi.

EMPERYALİZMİN CAN DAMARI

Çünkü kapitalizmin can damarı, kan damarı, petrol damarı Yakındoğu’dadır. Bu can damarının böğrüne Emperyalizm tuttu, hiç yoktan İsrail kamasını soktu. Ne vardı bu Filistin’de? 1,5 milyonluk zavallı vatansız Yahudiyi getirip o nalla mıhın arasına sokmanın ve her gün ölümle göz göze getirmenin alemi var mıydı? Vardı. O “alem” Petroldür.

New York milyonlarca Yahudi dolu. Bunların hepsi zengin milyoner. Yerlerinden kıpırdamazlar. Türkiye’deki 50 bin Yahudiden bile kalkıp giden yok Filistin’e. Hem Yahudilik ne? Bir din. Bu dindekilerin ortak bir dilleri bile yoktu. Yahudilik bir millet değil, olsa olsa bir Ümmet. İçine yetmiş yedi buçuk millet karışmış, İslamlar, yahut Hristiyanlar, yahut Budacılar ayrı bir yurt istiyorlar mı? NATO’lar, yurtları belli onlarca milletin sınırlarını eritirken, o bir avuç Yahudi züğürdü, müzeden bir“İbranice” dil çıkararak ayrı bir devlet kurmayı nereden aklına getirdi?.. “Petrol”den.

PETROL KUMKUMASI FİLİSTİN:

Niçin Filistin? Yedi bin yıllık Irak-Mısır uygarlıkları bir yana. O uygarlıkların hemen bütün Bezirgân yollarının düğümlendiği Kudüs kutsal kenti uğruna derebeyleşmiş barbarların bin yıllık Haçlı Seferleri de bir yana. Filistin, 19’uncu yüzyılda Avrupa kapitalizminin büyük sömürge geçitleri üstünde sataşma üssü olarak da eski görevini gölgede bıraktı. 20’nci yüzyılda Filistin’in bir petrol kumkuması olduğunu anlamak için, Yakındoğu haritasına bir bakıvermek yeter.

Filistin’de petrol mü var? Hayır. Olsa ne çıkar? Filistin: Finans-Kapitalin petrol Kuyuları ülkesi değil, petrol Boruları ülkesidir. Yakındoğu’nun en büyük petrol kaynaklarında üretilen cevher akaryakıt,   düne dek başlıca 4 uzun petrol borusu ile Akdeniz’e akardı. O Pipeline’lardan 3’ü doğrudan doğruya Filistin topraklarına emanet edilmiştir.

BİRİNCİ PETROL BORUSU İSRAİL

En güneydeki birinci büyük Pipeline, Kızıldeniz boyunca çıkarılmış petrolleri toplar. Bu petroller Akabe körfezinde Eliat Yahudi limanına getirilir. Oradan  tam Filistin ortasından İsrail Devletini yara yara, ta Akdeniz kıyısındaki Aşgelon’a varır. Fakat gemilere verilmez. Boru, kuzeye doğru, kıyı boyunca geldiği yer kadar uzağa yollanır. Her [bir bölümü] İsrail’in Aşdod-Yıbna-Yafa-Telaviv-Herali-Netanya-Hadena-Zikron-Atlit-Hayfa gibi kıyı kentlerini birbirine bağlar.

Böylece İsrail Filistin’i, Uluslararası Finans-Kapital petrol can damarını, kendi şahdamarı gibi, tepesinden tırnağına dek kuşanır. İsrail’in hangi bölgesinde olursa olsun. Kızıldeniz’den Lübnan sınırına dek neresinde kılına dokunulsa, mutlak petrol borusuna dokunulmuş olur. O boruya değen, Finans-Kapitalin Şahmerdanı Dünya Petrol Şirketlerinin bamteline basmış olur. O bamtelin harekete getirdiği başta İngiliz-Amerikan Emperyalizmleri gelmek üzere, birbiri ile domuz topu olmuş irili ufaklı tüm emperyalizmi ayağa kaldırır.

İKİNCİ PETROL BORUSU GENE İSRAİL

Yalnız o bir tek Akabe-Hayfa Pipeline’ı bile, Filistin İsrailliği ile bütünüyle emperyalizmin içli dışlı, ölüm kalım kaynaşması içinde bulunduğunu göstermeye yeter. İsrail’e yumruğunu değil, parmağını uzatan: Emperyalizmin petrol avortuna hançer saplamış gibi suçlu düşer. Ve bu petrol stratejisinde, İsrail’in yedeği Ürdün olur. İsrail püf noktasını Batı’da: Süveyş’e dek uzanan Sina çölü korur; Doğu’da Suriye ile Suudi Arabistan arasındaki Ürdün korur.

Hepsi  bu kadar değil. Biri Basra Körfezi’nde Bahreyn kıyısından, öteki ikisi Kuzey Irak’ın Kerkük merkezinden kalkan 3 muazzam petrol borusu vardır. Bahreyn’den kalkan boru Arabistan yarımadasını boydan boya keserek Ürdün’ün en kuzeydeki doğu sınırından içeriye girer. 3-4 yüz mil kadar Kuzey-Batı’ya, Suriye sınırına doğru varırken, Ürdün’ün Asfar semtinde birdenbire Kerkük’ten çıkmış 2 Pipeline’dan Güney-Batı’ya ineni ile neredeyse birleşecekmişçesine bir noktaya varır.

ÜÇÜNCÜ PETROL BORUSU: İSRAİL’İN TOP ATEŞİ ALTINDA 

İki boru, Asfar’a yakın birbirini kestikten sonra, 100 kilometre kadar birbirlerine  tam paralel olarak ilerlerler. Sabba’ya varmadan birbirlerinden ayrılırlar. Kerkük borusu, Ürdün’ün Mafrag-Hüsn-İrbid semtlerinden Batıya doğru İsrail sınırına girer. Nazaret semtinden geçerek, gene İsrail’in Hayfa Limanı’na bağlanır. Bu Pipeline’ın durumu bize çok ilginç bir şeyi anar.

Kral Hüseyin, Gerillacılara karşı kendi başkenti Amman’ı ve ona yakın Zerka’yı şiddetle topa tutup yaktı yıktı. Ama Kuzey Ürdün’deki Bekaa-Salt-Yeraş ve hele İrbid semtini kuşatmakla yetindi. Neden? Gerillalardan korktuğu için mi? Hayır. İrbid, Kerkük’ten gelen petrol borusu hizasındadır. Hüseyin neyin bekçi köpekliğini yaptığını biliyor. 10 binlerce Ürdünlü Arabı, sorusuz öldürüyor. Petrol borusuna kıyamıyor. Nedense çeteler de, ölüyorlar, petrol borusuna dokunamıyorlar!

Irak petrollerinin Pipeline’ı çift boruyla Kerkük’ten yola çıkıyor. Fırat üstünde Al Hadithah’ta iki boru birbirinden ayrılıyor. Güneye inen 3’üncü boru Havran Vadisi’ni, Şam  badiyesini [çölünü] aşıp, doğru Ürdün sınırına giriyor. Bahreyn borusuyla epey yoldaşlık ediyor. Sonra Bahreyn borusu, ansızın Kuzey Batı’da Tisia semtinden giriyor, Suriye Güney sınırına paralel olarak Batı-Kuzey’e gidiyor. İsrail sınırını dik Kuzey yukarı çiziyor. Lübnan sınırına giriyor. Doğru Batı’da Sayda semtinde Akdeniz’e ulaşıyor.

Bu gidiş insana iki şeyi hatırlatıyor:

1- Bahreyn veya Irak borularından biri tökezlerse, Asfar semtinde ötekisinin yardımıyla karşılanacak.

2-  İkinci  Pipeline, Ürdün’den doğru Suriye ve Lübnan’a ayrılıyor. Ama hep İsrail sınırına en yakın semtten geçiyor. İsrail bir atlasa 2’nci boruyu eline alacak. Ve atladı. Suriye’nin boru geçen bölgesini işgal etti. Lübnan’ın da Pipeline çizgisine doğru olan Güney bölgesine ikide bir “Komandolara” baskın yapmak bahanesiyle saldırıp duruyor.

Filistin meselesi böyle bir Petrol meselesidir.

II

Gerilla Düşman-Kardeşliği

FİLİSTİN  SINIRINDA 4 ARAP DEVLETİ

Filistin’e sokulan Yahudi, bütün Arap dünyasında alerji yarattı. Yahudinin arkasında bütün Dünya Finans-Kapitali çok başlı bir ejderha. Arap dünyası “Maşrikten-Mağribe” dek ufalanmış sayısız gövdeler ve başlarla paramparça. Zorla Yahudileştirilen Filistin’in çevresini 4 Arap Devleti sarmış. Dördü İsrail önünde birbiriyle karşı karşıya: Lübnan Suriye’den kuşkulu, Ürdün Mısır’dan…

Bu dört İsrail’le sınırdaş Arap Devleti dışındaki Arap Devletleri de önce kendi içlerinde bölük pörçük. Arap Halkları, kendileri ezildikleri için ezilen Filistin Arabından yana. Arap Devletleri, güttükleri Arap Halklarını taşırtmamak için sözde Filistin hareketine yardım ediyor. Ama bu yardımı yaparken en başta Petrol Şirketlerinin sözünden dışarıya çıkamıyor.

“Filistin Hareketi” ne?

Muz gibi, yiyenin niyetine bağlı. Filistin kurtuluşu alanında en ağır basan hareket BAC: Mısır’da görülüyordu. Son haftalık savaşla Mısır, İsrail sınırından Süveyş ötesine atıldı. Bundan ödü patlayan Lübnan, bütün işini gücünü bıraktı: toprağındaki gerilla hazırlığını, başka hiçbir işe yaramayan Lübnan ordusu ile yok etmeye girişti. Suriye, iktidarda bulunan Baas Partisi’nin askerleri ile sivilleri arasındaki iç çelişkiden iş yapmaya vakit bulamıyordu.

FİLİSTİNLE SINIRSIZ ARAP DEVLETLERİ

İsrail’le sınırı  bulunmayan, yahut sınırı yokmuş gibi duran öteki Arap Devletleri: Amerika’ya mı, yoksa kendi içlerindeki halklara mı yaranacaklarını bilemiyorlar. Bir ara hemen hepsi Amerika’ya yaranıp, kendi halkına Kur’an Kursu açmakla Müslümanlığını ispat ediyordu. Irak ve Cezayir Devrimleri, bu iki ülkeyi Amerika’ya yaranmaktan vazgeçirtti. Ötekiler direniyorlardı Finans-Kapitalle alınyazısı birliklerinde. Ama, ne denli “dindar” ve “sofu” görünürse görünsün, bir Devletin kendi halkına dayanmamasını, Allah görmez sanılsa bile, Toplum affetmiyordu.

Filistin Hareketini istediği gibi yorumlayan, Finans-Kapital boyunduruklu bağımsız Arap Devletlerinden ikisi daha tapayı attı: Sudan ve Libya, Amerika’ya yaranmaktan caydı. Bununla birlikte, Finans-Kapital çıkarına Devrimci ve karşıdevrimci Arap Devletlerinin dengeleri hâlâ Filistin Hareketini çözümleyecek kerteye gelemedi. 4 Yeni Devrimci Arap Devleti (Irak-Cezayir-Sudan-Libya) devrimciydi ama, yıkık ve züğürttü. 4 Eski Karşıdevrimci  Arap Devleti (Umman kıyılarında kendileri “muhtac’ı himmet” kımıldanmalar bir yana bırakılırsa) Fas-Tunus-Suudi Arabistan-Kuveyt idi. Bunlar Tekelci Şirketlere sırtlarını dayadıkları için güçlü, Şirketlerden sadaka aldıkları için Zengin idiler.

ÇELİŞKİLER KIYAMETİNDE: FİLİSTİN-İSRAİL

Arap Dünyası içinde  Filistin hareketi denilen olayda bir düzine Arap Devletinin ayrı ayrı en az bir düzine politika gütmesi bundandır. Bu her biri başka telden başka şarkı çalan Devletler için Filistin Hareketi ister istemez geldi, iki kutupta toplandı. Filistin Hareketi’nin 2 kutbu da Ürdün’de toplandı. Filistin: Yahudinin elinde Finans-Kapital tezi idi. Ürdün: sözde Arabın elinde bir anti-tez’di.

TEZ: Yahudi Filistin, Evrensel Finans-Kapital gibi bir tekti. Sınırı, Devleti, Müttefikleri belirli, elle tutulur, gözle görülür bir varlıktı: İsrail’in ANTİ-TEZİ ne idi? Arap-Filistin’di. Arap-Filistin nerede ve kimdi? Ürdün’de  bulunduğu bir oldu bittiye gelmişti. Bir ismi de vardı:  “Filistin Kurtuluş Hareketi”. Ancak cismi nasıl şeydi? İşte orada bütün emperyalistleri keyiflerinden rakınrol dansına kaldıracak bir kargaşalık egemendi.

Filistin’in kendisi: Toprakları ve hayli insanları İsrail’in elindeydi. Filistin Kurtuluş Hareketi kimin elindeydi? İsrail salgınından kaçmış Filistinliler Ürdün’e  sığınmışlardı. Geçimleri: Birleşik Milletler denilen Zümrüt-ü Anka kuşunun gagasından düşecek kırıntılardı. O kırıntılar Filistin’e varlık değil, yokluk ve yoksulluk sağlıyordu.

ÜRDÜN’Ü BESLEYEN 2 MİLYARIN KÖKÜ

Geriye kalıyordu Ürdün. Kimin elindeydi? Haşimi Kralcığı, (Atası İstanbul’un Şifa Yurdunda deli gömlekli)  Hüseyin’in elindeydi. Kralcılık oynayan Hüseyin’in geçimi (yani Devleti) kimin elindeydi? Problemin en firaklı, yanıcı ve yakıcı yanı burasıdır. Osmanlı İmparatorluğunun bir küçük memurunu bile kurtarmayan çöl Ürdün’de, bir Krallık beslemek için her yıl 2 Milyar Türk Lirasından fazla para alarak dış yardım girer Ürdün’e. Türkiye’nin bütçesi: 1 milyon nüfusa 1 milyar lira  Ürdün’ün l buçuk milyon nüfusuna 2 milyar dış yardım!

Ürdün’ün ve Hüseyin Kralcığın: Filistin Kurtuluş Hareketi o 2 milyara bağlı, o 2 milyarsa: Arap Karşıdevrimci Petrol Devletleri tarafından ödeniyor. Bu Devletlerin başında Amerika U.S. kuyruğunda Kuveyt ile Suudi Arabistan gelir. Bu Kuyruk-Devletlerin: Petrol  Şirketlerine bekçi köpekliği yapmaktan başka hiçbir rolleri bulunmadığını söylemeye hacet yoktur. Nitekim öteki 2 Karşıdevrimci  Arap Devleti:  Burgiba’nın Tunus’u ile Kral Hasan’ın Fas’ının, Uluslararası Finans-Kapitalin sayılı uşakları oldukları hatırlatılmaya değmez.

PETROLÜN-DOLARIN BEKÇİ KÖPEĞİ

Anlaşıldı mı, Ürdün’ün ve Kralcığının Filistin Kurtuluş Hareketi içindeki rolü ve o hareketi temsil edişi. Bir de bugün ve her zaman: “Para”nın, ne denli fetiş, put yapılırsa yapılsın, pis bir kâğıt dolar olduğu gözönüne getirilsin. O pis kâğıt heladan başka yerde kullanılıyorsa,  sırf  kâğıt olduğu ve üzerinde dolar  yazıldığı için putlaşmamıştır. Arkasında emperyalizmin bütün silahları (Kara-Deniz-Hava-Uzay ve ilh. açık veya gizli bütün Silahlı Kuvvetleri) bulunmasa, helada kullanmak için bile kimse ona elini sürmezdi.

2 milyar dış yardım: Her yıl Ürdün çölündeki açları sürüleştirecek çoban ve köpeklerini beslemeye yetebilir. Ama o çoban ve köpeklerin Ürdün halkını ısırmaları için gerekli dişler ve pençeler, halkta bulunmayan silahlar, cephaneler ve silahlı eğitimlerdir. Ürdün Ordusu, iliklerine dek İngiliz Buldog Emperyalizminin dillere destan “Paşa”sınca yetiştirilmiş ve Hüseyin’e tümüyle teslim edilmiştir. Bu İngiliz Buldog militarizmince yaratılmış ordunun en son sistem bütün silahları, cephaneleri vb. ise Amerikan Kaplanının armağınıdır.

To Tumblr, Love Pixel Union